KNİDOS'UN MAHÇUP BAKIŞLI ASLAN HEYKELİ

 

 

 

S. Vedat Karaarslan

Hititlerin ardılı Luvililerden sonra ortaya çıkan Anadolulu anlamı ‘en uçtaki ülke’ olan Karyalıların önemli kenti Knidos...

Çift kentli Knidos, Afrodit heykeli ile ünlü kent, Rodos'un kutsal kenti Knidos, kekiklere, dağ nanelerine, ada çayına, bademlere, ismi bilinmedik daha nice otlara sahip Knidos, dikenlere, isimsiz böceklere, adı Datça olan zeytin ağaçlarına sahip Knidos Anadolu'nun yerli halkı olan Karyalıların (en uç ülke) kenti, Homeros'un İlyada destanında Karyalılar’ı Anadolu’nun yerli halkı olarak anar ve Troyalılar’la birlikte Anadolu’yu Yunanlar'a karşı savunan kent, teraslar kenti Knidos, Anadolu' nun bir kısrak başı gibi Akdeniz'e uzandığı kent, Dünyanın ilk farmakoloji merkezi, Mısır' dan ve Kuzey Ege'den esen rüzgarlarının birleştiği kent Knidos, Menteşeoğullarının Datçası, Arkeolog Charles Newton 'un Bodrum'daki Mausoleum ile birlikte talan ettiği Datça, Mavide uyuyan kent Datça...(O.Sönmez) 

Arkeolojide taşlara çizilen tasvirleri ile aslan bulunduğu toplumun yaşamı ve sosyal yapısını ifade eder. Aslan Friglerde bacakları bir antilop bacağı gibi zarif çizilmiş, Asur'da açtığı çenelerinden dişlerini gösteren ve yeleleri kabarık şekilde çizilmiş saldırgan yapılı, Babil'de atletik  hareketli ve yeleli, Hitit' te dişlerini ve dilini gösterir ancak yine de saygın betimlenirdi. Tarihi başlatan topluluk olan Sümerler’de ise aslanın kedi değil köpek soyundan geldiğine inanılırdı. Anıtkabir’in Hititli görünüşleriyle  24 aslan, bütün Oğuz boylarını temsil eder.

Bütün bu aslan tasvirleri izleyene kendini bu atributlarının yansıttığı ifade kadar bu figürlere  bakan kişinin aslanı nasıl görmek istediği ile de ilintili bir ikonografik çözülmeyi sunar izleyenlere…Sanki aslan vücutlu insan başlı sfenks mitolojisinde sorduğu bilmeceleri bilmedikleri için onları yiyen sfenksi yenen lanetli Oidipus ‘un Thebai kralı olmasındaki esrar gibi… Ya da başarması gereken 12 işinden bir tanesi olan Sfenks’in kardeşi Nemea aslanını yenen Herakles’in öldürdüğü aslanın derisini aslanın kendi pençeleri ile yüzdükten sonra diğer işlerini deriyi post olarak kullanarak başarmasındaki sır gibi ……

Aslan olmadan mitoloji, mitoloji olmadan aslan anlatılamaz.   

Bir görüşe göre Knidosluların kazandığı bir deniz zaferine istinaden denizden geçecek gemilerin göreceği şekilde Knidos' un denizi gören en uç ve en ileri Kızıl Kayalar mevkiine yerleştirilmiş...Diğer bir görüşe göre ise zengin bir kişinin mezar alanına konulmuş şeklindedir....  

Knidos aslanı ne Asur ne Frig, ne Babil ne de Hitit dir.

Bunların hiçbirisine benzemez...

Üzerinde tuz gibi noktacıkların olduğu zor işlenen pentelikos mermerinden yapılmış...Bina dışı için kullanıma çok uygun olan bu mermerin sabah ve akşam ışınlarını gördüğünde 'bal' rengine dönüştüğü bilinirdi ve bu da aslanın rengi olarak ortaya çıkardı...Gözleri çukur ve göz bebekleri yoktu... Ancak aslanı yapan yontucu tarihsel aslan yontuculuğunda göz ve yüze koyarak lapis lazuli  veya diğer mücevherleri kullanarak atribut 'unu aslına uygun yapmaya çalışanların aksine Knidos aslanında göz ve yüz ifadeleri dışarıdan malzeme kullanmadan ışık oyunları ile gerçekleştirilmiş...11 ton ağırlığındaki aslan denize tam hakim noktada denizden geçen her geminin görülebileceği Kızıl Kayalar üzerine konulmuştu...

Knidos aslanı İngilizlerin gurur duyduğu aynı adlı iki kişiden biri olan Arkeolog ve hatta adının önünde 'Sir'  (!) olan Charles Newton tarafından (diğeri de fizikçi Sir Isaac Newton) Knidos açıklarına yaklaşan askeri zırhlılar içine Türk köylülerin de yardımıyla Osmanlı Devletinin izniyle diğer yüzlerce arkeolojik buluntu ile Londra' ya adeta yangından mal kaçırılır gibi 1858 yılında taşındı...

Knidos aslanı şimdi nerede?

Londra'daki British Museum'un girişine konulmuş...

Knidos'taki denize hakim tepe olan Kızıl Kayalar üzerinde açıktan geçen gemileri selamlaması gereken Knidos aslanı şimdi  mahçup bir yüz ifadesi ile bu müzeyi ziyarete gelenleri karşılıyor...

 

ARKEOTEKNO