ATLANTİS, ANTARTİKA VE PİRİ REİS

Yazan: S. Vedat Karaarslan

Arkeolojik yönden tarihin başlangıcı olan yazının Sümerler tarafından bulunduğu ve Anadolu'da Erken Tunç Çağı' nın başlangıcı olan M.Ö 3200-2900 yıllarından çok önce M.Ö 9600 de bir kıta olduğu düşünülen Atlantis, antik çağ filozofu Platon' un ''Timaeus'' ve ''Critias'' adlı kitaplarında 'harika' bir ülke olarak tanımlanmaktaydı. Daha çok denizcilikle meşgul bir nüfus ve gelişmiş tekniğe sahip bir uygarlığa ait olduğu ve göz alıcı bir başkent olarak mimari güzellikler ile dolu önemli bir kıta olduğu düşünülüyordu... Günümüzde hiçbir arkeolojik buluntu sunamayan Atlantis 'in bugünkü Antartika olduğu düşünülüyorsa da bu kayıp uygarlıklar kıtası önce m.ö.3100 de bir kuyruklu yıldızın dünyaya çarpması ile ortaya saçılan bakır maden külçelerinin adeta suların üzerinden toplayan insanların bu madeni kalay ile birleştirmesi sonucunda bronz çağının başlatması (?), daha sonra m.ö. 2193 de başka bir kuyruklu yıldızın tekrar dünyaya çarpması , daha sonra ise tekrar m.ö. 1628 de Ege Denizi' ndeki Santorini adasındaki Thera yanardağının patlaması felaketi ile birlikte Atlantis'in de sulara gömülerek ortadan kalktığı gibi düşünceler hala tartışılmaya devam etmekte... Arkeoloji bu olaylardan birincisini kalayın bakır ile birleştirilerek bronzun (tunç) elde edilerek daha güçlü silahların yapılmasına yol açan Erken Tunç Çağı' nın başlaması, ikincisi ise Akad İmparatorluğu' nun yıkılışı, üçüncüsü ise Minos Uygarlığı'nın ortadan kalkması ile ilişkilendirilir...

 

 

 

 

Daha sonraki dönemlerde ise Anadolu'da Hitit Devleti'nin yok olması ve Pelest, Tjeler, Shekelsh, Sherden, Denyen ve Weshesh ve tanımlanamayan diğer halkların Anadolu üzerinden Mısır'a kadar gitmesine neden olan Deniz Kavimleri göçü sonucunda yazının anlaşılmaz bir şekilde ortadan kalkmasına neden olan olaylar sonrasında Troya Savaşı (m.ö.1184) yaşanır...

Bu son olay ile birlikte jeologlar, m.ö. olmak üzere 3100, 2193, 1628 ve 1184 de dünyanın yer kabuğunda önemli değişimler olduğunu kabul etmektedirler...[3] Okyanusa gömülmeden (!) Atlantis'deki insanların aynen kendi ülkelerini modern bir mimari ülke haline getirdikleri gibi Mısır'daki uygarlıkların göstergesi olan piramitleri yaparken tonlarca ağırlıktaki taş blokları Atlantis' ten kaçan insanlar mı kaldırarak inşaa ettiler sorusu hala birçok bilim adamının çözülemeyen muamması olarak ortada durmakta...Yine bir diğer grup Atlantis' linin çıktığı söylenilen Orta Asya' da Uygurların kökenlerini oluşturdukları iddiası da hala arkeolojik buluntular ile desteklenmeye muhtaç görünüyor... Bu görüşler ile birlikte günümüzde Atlantis üzerine en fazla kitap yazan Kanadalı Flem Ath çiftinin Hapgood'un 'Eski Deniz Krallarının Haritaları' adlı eserini okuması ile Atlantis'in Antartika olduğu görüşü de bu kez devletlerin yazışmalarına da girecek şekilde ve somut deliller ile birlikte hızla yükselmeye başladı...

Günümüzde Antartika kıtasının varlığından 1818 yılına kadar insanoğlu haberdar değilken Piri Reis, 1513 yılında bu kıtanın bugünkü 1.6 Km kalınlığındaki buzla kaplı olmayan haritasını çizmişti. Keene State College' nin ünlü profesörü Hapgood, bu haritayı onaylatmak üzere Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri'ne yazmış olduğu bir mektuba aldığı cevapta mektubun sonundaki '1513 senesindeki coğrafi bilgi göz önüne alındığında bu haritanın nasıl açıklanacağını bilmiyoruz ve haritadaki kıyı kenar çizgisinin buz katmanı ile örtülmeden önce haritalandırılmış olduğunu anlıyoruz' şeklindeki ifade ile daha fazla şaşkınlığa düşecekti... [1]

Hapgood bugünkü gibi buzla kaplı olmadığı düşünülen Antartika yer kabuğu hareketleri ile kıtaları sıkıştırarak bugünkü şeklini alarak nasıl oldu da yeniden buzla kaplı hale geldi? sorusunu cevaplayabilmek üzere 1953 yılında 'kayan yer kabuğu' fikrini ortaya attı... Bu fikir, Einstein tarafından da desteklendi.

Hapgood bu görüşlerine 1513 yılında haritayı çizen Piri Reis' in 1818 yılında keşfedilen Antartika kıtasının nasıl oluyor da buzulsuz halini (veya buzları çizmediğini) çizebildiğini ve günümüzde de neden buzullarla kaplı olduğunu sorgulamaya başladı....

Günümüzde kıtanın önemli bir bölgesi olan Queen-Maud arazisinin m.ö. 4000 den bu yana buz ile kaplı olmadığı jeolojik olarak tespit edilmiş durumda... Öyleyse Piri Reis haritasını m.ö.4000 den bu yana değişik yollardan günümüzde arkeolojik buluntu olarak adlandırdığımız Mezopotamya'daki Sümerlerin İstanbul' a kadar getirilen kadim haritalarına bakarak çizmiş olamaz mıydı? [2] Bu durum arkeolojide bilinenin aksine Mezopotamya uygarlıklarının tarihte ilk olduğu fikrini ise hiç desteklemiyor ve öncesi kültürlerin de olduğu fikrine delalet etmez miydi?

Hapgood, bu fikre karşın Piri Reis'in haritasına dayanarak yer kabuğunun hareket ederek güneye doğru kayan uygar toplumlu Atlantis'in bugünkü Antartika kıtasını oluşturduğu savını ileriye sürerek, yakın bir tarihte de buzullu haline ulaşmış olabileceğine inanıyordu...

Hacı Ahmed adında bir diğer Osmanlı vatandaşı (Tunuslu) ise 1559 yılında Sibirya ve Alaska arasındaki Bering boğazını çok geniş bir kara yolu ile haritalandırıyordu...[3] Alaska'ya ise kaşif V. Jonassen Bering daha önce 1492 yılında bulunmuş olan Amerika'yı 1741 yılında ikinci kez keşfedecekti... Antartika için çizilen haritalarının hepsi Piri Reis haritasını doğrular nitelikteydi... [4] Haritalarda günümüzde buzullar ile kaplı Antartika'nın buzulsuz hali ve Bering Boğazı yoktu ve tamamen kara parçası olarak görülüyordu....

Antartika, donmuş bir pasta parçası gibi 52 ülkenin uluslararası kontrolü altında hiç kimseye ait olmayan uluslararası bir anlaşma [5] çerçevesinde her ülkenin bayrak dikmeyi sevdikleri ortak bir bilimsel araştırma alanı ancak arkeolojik yönden de Sümerler ve Piri Reis' e kadar uzanan bir tarihsel geçmiş ile Atlantis olup olmadığı tartışmalarının sonucunu beklemekte...

S. Vedat Karaarslan

KAYNAKLAR

[1] https://eduardopiperet.wordpress.com/2014/02/01/the-earth-crust-displacement-theory-by-charles-h-hapgood/ ABD Hava Kuvvetleri Subayı Yarbay Ohlmeyer imzalı mektup. Yarbay Harold Z. Ohlenmeyer, 8. Teknik Keşif Filosundan, SAC, USAF, Westover AFB, MA)

[2] Graham Hancock, Fingerprints of Gods, Crown Publishers, 1995

[3] Jim Willis, Ancient Gods,Lost Histories, Hidden Truths, and the Conspiracy of Silence

[4] Piri Reis'in bu haritasını doğrularcasına Fransız kartograf Oronteus Finaeus (1531) Güney Kutbunu buzul olmadan ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan haritasını (ice free map) ve daha sonra Mercator (1569) ve Buache (1737) haritaları Piri Reis'in bu haritasını doğrular şekilde çizilmişti.

[5] Antartika Anlaşması , 1959