1 TEMMUZ 1926

1 TEMMUZ 1926

ÇAVULDUR ÇAKA BEY

S. Vedat Karaarslan

Bizim tarihimizde ise denizciliğin  Çavuldur Oğlu Çaka Bey ile başladığı kabul edilir. Çavuldur eski Türkçede 'ünlü, şanlı' anlamına geliyor. Bugün bu kelime Türkçe' de Çavundur olarak kullanılıyor, ve bir soy olarak bir çok ilin köy adı olarak kullanılmakta. (Ankara, Amasya,Diyarbakır, gibi illerde Çavundur adı ile birçok köy adı bulunmaktadır.) Kazakistan sınırlarının güneybatısında Hazar Denizi' ne tekabül eden kıyısında bulunan Mangılşak Yarımadası' nda anayurtları olan ve daha sonra bir kısmı Anadolu'ya göç eden Çavuldur soyunun bu özelliğinden dolayı 'su' ile olan ilgisi denize olan aşinalığı olarak ortaya çıkmış.Çaka Bey, 1071 yılındaki Malazgirt Savaşında  Alparslan'ın uç komutanı olarak görev yapan 

Çavuldur Bey'in oğludur.Türkmen boylarının Anadolu içlerine akın akın ettiği dönemlerin başında Çaka Bey, tarihte 'Türklerin ilk kez gemilere binebileceği' ve Bizanslılara karşı savaşabileceklerine yönelik ilk kıvılcımların atıldığı 1000 li yılların başlarında Batı Anadolu kıyılarında savaşan bir Selçuklu komutanı olarak İzmir'i almıştır.Bizanslılar, Çaka Bey'in kızının kocası Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan'ı O'na karşı kışkırtarak saf dışı bırakmak istiyorlar ve bu amaçla Kuman Türkleri ile Peçenek Türkleri arasına da nifak dahi sokuyorlardı. (Resim : İzmir / Çeşme'deki Çaka Bey anıtı) 

Orta Asya steplerinden at üstünde Anadolu' ya kadar uzanan yol boyunca bozkırlardan gelen nomadik Türkler, ilk kez Çaka Bey zamanında denizde var olmaya başladılar ve savaştılar. Bu durum Bizanslıları oldukça şaşırtmıştı. Bu hamle,  Issık Gölü' nden sonra Türklerin su ile ikinci imtihanı olmuştur.

Anadolu beylikleri arasındaki geleneksel çekişmeler burada da ortaya çıktı.Bunun en büyük örneği Türk boyları arasındaki rekabete kurban giden Çaka Bey'in, kendi damadı I. Kılıç Arslan tarafından katledilmesidir.

Malazgirt savaşı (1071) ile başlayan ve Anadolu'ya gelmekte olan Türkmen boylarının birbirlerine karşı entrika çevirmeleri İstanbul'un fethini 400 yıl geciktirdiği bu dersten alınan bir sonuç olarak tarihe yazılmıştır.Bu nedenle Çaka Bey'in ölümü çok önemli bir olay olarak tarihteki yerini almıştır. 

Türk tarihinin ilk Amirali olarak bilinen ve Bizanslılara karşı ilk deniz savaşını kazanan Çaka Bey' in nasıl öldüğüne dair yanlış bilgiler anıtlarda, müzelerde, kitaplarda ve tur kitaplarında yazılıyor. Bu bilgileri arasında tutarsızlıklar var.  

İzmir' in Çeşme ilçesinde bulunan kaledeki mermer levha üzerindeki kitabede Çaka Bey'in Çeşme'de şehit düştüğü yazılıyor. (ö.1096) (alt resim)


Tarihi kaynaklara göre ise (2) Abidos (Çanakkale) kuşatması sırasında damadı olan Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan,  Çaka Bey'i Selçukluların o zaman ki başkenti olan İznik'e çağırmıştır. Damadın kayınpederini ayağına çağırması eski Türk geleneklerine uymasa da Çaka Bey bir baba gibi karşılanacağını ümit ederek damadının bu davetine icabet etmiş ve O'nun ayağına kadar gitmiştir. O'nun öldürüleceğini düşünen uç komutanlardan Ersagun Bey ise buraya gitmemesi için adeta çırpınmış ancak bunu önleyememiş. Selçuklu Devleti ile Bizans arasındaki ittifaktan haberi olmayan Çaka Bey',  damadı I. Kılıç Arslan, tarafından verilen ziyafet sırasında Çaka Bey'i öldürdü. (ö.1096)

Çaka Bey ile ilgili yazılan bir tarihi romanda (3)  'Sultan' ın (I. Kılıç Arslan) işaretiyle yemeklerini yemeye başladılar. Yemeklerini yerken, yanındakiler ile sohbete başlamıştı...Vücudunda bazı değişiklikler hissetti. Ancak bu halini yediği yemeklerin ağırlığına verdi. Belli ki zehirlenmişti. Meydana gelen bu ani değişiklik üzerinde yorum yapmasına bile fırsat bulamadı. Bu dev cüsseli koca gövdeli adam, oracıkta kendi iradesi dışına çıktığı için vücudunun kontrolünü birden kaybetti. Olduğu yerde yığıldı kaldı.(ö.1097)  

Çaka Bey ile ilgili yazılan bir başka tarihi romanda I. Kılıç Arslan'ın yanındaki bir 'besleme' bir hançeri Çaka Bey'in sırtına saplaması ile öldürülmüştür. Çaka Bey'in aynı zamanda bir darbeye karışıp Bizans Kralı Komnensos'un iktidara gelmesine neden olan bir ekibin içinde olduğu ayrıca bir doktor olarak ta tarihi notlar tutan Bizans Prensesi Anna nın babası Kral Komnensos' un tedavisi ile de uzun bir süre ilgilendiği anlatılır. Prenses ile daha önce Bizans saraylarında yaşamış olduğu büyük bir aşka rağmen Prensesin Sakız Adasına giden gemisine saldırıp O'na karşı nefret ve kin dolu yaklaşımından bahseder. 

Denizcilikte devletlerin kendi limanlarına hakim olması anlamında kullanılan Fransızca (cabotage) kelimesi Türkçe'ye de girmiş ve 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren bir yasa ile kabotaj hüküm altına alınmıştır. Yasaya göre “Türkiye Limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, Türk Vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır” hükmü getirilmiştir. Daha önceden yabancılara açık olan bu faaliyetlerin bundan böyle sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yapabileceği belirtilmiştir.1 Temmuz Türkiye'de Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutlanır. Yazılı basında maalesef bununla ilgili tek bir yazı yok....Bugünün anısına limanlarda gemiler süslenir, daha sık siren çalarlar. 

Çaka Bey ile başlayan denizcilik tarihimiz O' nun ve deniz şehitlerimizin bir kez daha rahmet ile anılmasına vesile olacak şekilde denizlerimize her yönüyle hakim olabilmemizin gerçekleşmesi dileği ile.....

S. Vedat Karaarslan

(1) Mısırolog David O'connor, New York Üniversitesi, ABD

(2) Bu bölüm Wikipedia dan alınmıştır. Wikipedia sayfasındaki bu bilgiler Prof. Dr. Halil İnalcık' a atıfta bulunularak yazılmıştır. Ayrıca http://www.yolcumisali.com/2015/03/izmiri-fetheden-bizans-titreten-turk-caka-bey-halil-inalcik.html a da bakılabilir. 

 

 

Sayfamızı Paylaşın

Sayfa Yorumları (0)



Yorum Bırakın