İnsanlık tarihinin yaşadığı en büyük musibetler döneminin başlangıcı olarak M.Ö.  1200 yılı bilinir... M.Ö 900 e kadar 300 yıl süren ve 'karanlık dönem ' olarak adlandırılan bu dönemin içinde ülkeler arasında istila ve savaşlar, açlık, deprem ve volkan patlamaları, salgın hastalıklar, siyasi sorunlar, taht kavgaları, iklim değişiklikleri, atmosferik olaylar ve günümüzdeki göç gibi olaylar insanlık tarihinin 300 yıllık bir zaman diliminde eş zamanlı olarak vuku bulmuş.

Deniz Kavimlerinin Ön Asya' ya en büyük etkisi 'yazının' belli bir dönem içinde ortadan kalmış olmasıdır.

İnsanlık tarihinde sonun başlangıcı olarak tanımlanan M.Ö 1200 yılından hemen sonra Troya' nın yıkılışı 1184-1182 yıllarına tarihlendirilir. Yunanlılar bir Spartalı (Helene) kadın uğruna koca donanması ile Troya' yı yerle bir etmiş ve III. Ramses'in Medinet Habu' daki ölüm tapınağındaki 46. plakadaki yazıtına göre Deniz Kavimleri (sea people) olarak adlandırılan halk kitleleri Balkanlardan yıkıma başlayarak, Miken Kültürünü yok etmiş, Ege kıyılarına gelmiş, Anadolu içlerinde Hititler ile karşılaşmış ve onları ortadan kaldırmış, denizi çok iyi bilen bu barbar topluluklar zengin Anadolu kıyı kentlerini korsan davranışı ile yağmalamış, sayılarını sürekli artırarak  Nil deltasına kadar ulaşmışlar ve ancak Mısır'da durmuşlardır. (Harold H. Nelson)

Mısırlıların Deniz Kavimlerini 'Hau -Nebut (Ege Halkı)' olarak tanımlamış olması ve olasılıkla bunların Lukka-Luvi olduğu husus da halen tartışmalıdır. Çünkü 46. tablette Pelest, Tjeler, Shekelsh, Sherden, Denyen ve Weshesh halklarından bahsedilmekte, Medinet Habu' daki duvar tasvirlerindeki Viking gemilerine benzer çizimler (gemi ön (pruva)) ve arkasında (kıç (pupa)) kuş başlı şekillerden dolayı bu halkların içinde Kuzey Avrupa kökenli toplulukların olduğunu göstermektedir.)

Deniz Kavimleri ile ilgili olarak her ne kadar yukarıda sunduğumuz tartışmalar olsa da bunların içindeki en büyük unsurların Yunan ana karası ve özellikle de Orta Avrupa Halkları tarafından oluştuğunu günümüz arkeolojik kayıtları tespit eder.

Ön Asya ülkeleri ekseriyeti Avrupa kökenli olan bu deniz kavimlerinin istilası altında yakılıp yıkılıyor... Görünür nedeni Karadeniz kıyılarından başlayarak Kolkhis' e kadar başlayacak kolonizasyon hareketi olan ancak Spartalı Helene'nin intikamının alınması için kral Priamos' un Troya' sının yıkılma bahanesi bu dönemlere denk düşer.

Doğu-Batı kavramlarının giderek bir ayrışmaya neden olacak şekilde bugünkü düzeye kadar ulaşmasının arkeolojik kökenler aynı zamanda mitolojiye de dayanır. 

Herodot, Historia adlı kitabında bu mitolojik öykülere yer verir. Bu mitolojiler Batı-Doğu ayrımına teşkil eden öykülerdir. 

Herodot  Tarihi' nin Klio bölümünde " İranlı anlatıcılar derler ki kavgayı Fenikeliler çıkardı. Erythreia Denizinden (bugünkü Çeşme sınırları içinde olan Ildır açıkları) antik Yunan’ daki Argos ülkesine gelen Fenikeliler, geminin kıç kısmında getirdikleri malları orada bulundukları sürenin sonlarına doğru 5. ya da 6. gününde ellerinden çıkarmak üzereyken Fenikeliler hep birlikte gemide alış veriş yapmakta olan kadınların üzerlerine atılmışlar, orada bulunan kral İnakhos’ un da kızı olan İo’ yu  derdest ederek O’ nu alıp gemilerine atlayıp Mısır’ a ulaşmışlar" şeklinde bir bilgiyi nakleder.

Buna karşılık Fenikeli Prenses Europa, Zeus’un kendisini baştan çıkarması üzerine sonucunda yanda Rembrandt’ın resmini çizdiği şekilde Fenike’deki Tyr kentine yanaşan Yunanlılar, (Giritliler de olabilir) Herodot tarihinde yazıldığı şekilde kralın kızını kaçırmışlar. Daha sonra Yunanlılar uzun bir gemi ile bugün Gürcistan sınırları içindeki (batıda Rize’ye kadar uzanan) Kolkhis’ teki Aia ve Phasis’e kadar ulaşmışlar ve Kolkhis kralının kızı Medeia’ yı kaçırmışlar. (m.ö 8 yy) 

Kolkhis Kralı, kızı Medeia yı geri almak için adamlarını kızını kaçıranların peşine salmış, 'geri verin' demiş hatta kızına karşılık ‘başlık parası’ istemiş ancak onlar buna karşılık 'siz nasıl Argos’lu İo ‘yu kaçırdınız karşılığını vermedi iseniz biz de vermiyoruz' demişler.

Sonuç olarak;

Fenikeliler kıta Yunanistan’ daki Argos’tan İo' yu Mısır'a 

Yunanlılar ise bugünkü Lübnan kıyıları olan Fenike’den Europa ve Kolkhis’ten Medeia' yı kaçırmışlar.

Bu durumda Avrupa' ya bugünkü adını veren Europa ( Fenike, Lübnan kıyıları) ve Medeia (Kolkhis) Asyalı, İo  ise bugünkü kıta Yunanistan'daki Argos kentinden Mısır' kaçırılmış olduğu için günümüzdeki anlamı ile Avrupalıdır. Avrupa ise adını Asyalı bir kral kızı olan Europa' dan almış. W. A. Mozart'ın 1782 yılında yazmış olduğu Saraydan Kız Kaçırma adlı operasının konusu olan Belmonte adlı İspanyol soylusunun uşağı Pedrillo ile birlikte, sevgilisi Konztante'yi ve O'nun hizmetkarı (İngiliz) Blonde'yi tutsak bulundukları Akdeniz kıyılarındaki Selim Paşa'ya ait sarayından ve harem bekçisi Osmi'nin elinden kurtarma hikayesinin fikri temelinde her ne kadar Viyana kuşatmasının sona ermesi nedeniyle Osmanlı'nın yaşam tarzının Batı toplumuna ifade edilmesi yatıyorsa da yukarıdaki arkeolojik değerlendirmelerde yer alan doğu-batı arasındaki kız kaçırma hikayelerindeki biraz da mitoloji kokan bilinçaltı korkuların yer aldığını ifade etmemiz gerekir.    

Arkeolojik kayıtlara göre bu tarihlere kadar Batı’nın Doğu ile kavgasının görünür nedenleri karşılıklı olarak kız kaçırma üzerine başlamıştır. (görünmeyen nedenler ise günümüzde de olduğu gibi başta ekonomi olmak üzere çeşitlidir.)

Ancak Herodot, ilk  kaçırılan kız olan İo 'yu Asyalı bir kavim olan Fenikelilerin kaçırmış olmalarına rağmen Yunanlıları açıkça kavgayı başlatmakla itham eder. Bunun nedeni Perslerin, kız kaçırmayı pek hoş karşılamamalarına rağmen kaçırıldıktan sonra kavgayı devam ettirmenin bir anlam ifade etmeyeceğini bilmelerine bağlar. 

Zaten aklı başında bir kadın nasıl kaçırılabilirdi ki, Persler rızası olmadan kadın kaçırılamayacağına inanırdı. (İo'nun gemi sahibi ile ilişkisinden hamile kaldığı bunu da babasına söyleyemeyeceği nedeniyle gemi ile kendi rızası ile gittiğini Fenikeliler söylerlerdi)  Yani bu kız kaçırılma işi ile ilgili başlangıçtaki husumet tamamen bir gönül ilişkisi şeklinde olmuş ancak sonraki kavgaların başlaması önlenememiştir.

Strabon Geographika adlı kitabında Herodot'un  Anadolu' daki Kapadokyalılara Yunalıların Suriyeli dediğini” söyler. Bugünkü Akdeniz'in doğusundaki Suriye toprakları ise M.Ö 64 yılında Roma hakimiyetine girerek eyalet olarak yönetilmiş ve M.S 637 yılında müslümanlarca fetih edilinceye kadar yaklaşık 700 yıl Roma idaresinde kalmıştır. 

Ön Asya halklarından Suriye'de bugünkü Lazkiye kenti yakınlarında Akdeniz kıyısında bir yerleşim yeri, Ugarit  diğer adıyla Ras Shamra ...

Ugarit ya da Ras Shamra tüm Mezopotamya'nın önemli bir ticaret (M.Ö. 1450 - 1195) merkezi iken deprem ile yıkılmış olabileceği öngörülmekte ise de batıdan gelen deniz kavimlerinin yıkımına uğramış olduğu daha doğru bir arkeolojik tespit olarak görülür. Arkeolojik kazılarda bulunan Ugarit kralı Ammurapi' nin kil bir tablet üzerine yazılan bir mektubunda bu durum teyit edilir...Mektupta Ugarit’in son Bronz Çağı kralı Ammurapi (MÖ 1215 – 1180) " Levant Bölgesi ve Kıbrıs'ı da kapsayan Deniz Kavimleri istilasının bölgedeki tüm devletleri tehdit ettiğini bunun için çağdaşı olan Hitit kralı II. Şuppiluliuma'nın da aynı tehlikeye maruz kalmasından dolayı bütün savaş arabalarını Hatti ülkesine gönderdiğini" Alashiya (Kıbrıs) kralının yardım talebine karşılık yazmış olduğunu anlıyoruz. Mektupta Ugarit kralı Ammurapi, gemilerinin Likya (bugünkü Ege ile Akdeniz'in Anadolu'nun en uç noktasında birleştiği bölge)  açıklarında devriye gezmesinden dolayı ülkesinin savunmasız kalmış olmasından da yakınır. 

Tam 3215 yıl sonra... Adalet tecelli ediyormuş gibi... 

Sanki kaçırılan kral kızı Europa' nın intikamını almak üzere adını da verdiği Avrupa kapısına  karadan ve özellikle de denizden ulaşmaya çalışan Ön Asya [1] halkları binlerce yıl önce kıta Yunanistan'dan ve Orta Avrupa'dan kendi coğrafyalarına gelen Deniz Kavimleri' nin yaptıklarının aksine yakmadan yıkmadan öc alır gibi Avrupa kapılarında... Orta Avrupa halkları ve Yunanlılardan oluşan Deniz Kavimlerinin Ugarit'i yakıp yıkmasına karşın ibret alınmayan tarihin tekerrür etmesi gibi Ön Asyalı topluluklar deniz ablukasına almışlar Avrupa'yı ... 

Bu Ön Asya halkları Arkeolojik kayıtlar ile de tescil edildiği üzere binlerce yıl önceden bu yana sahip olduğu en üstün yönetim tarzı demokrasiye de adını veren ' Dumugiratuku'  kültürüne sahip olmasına rağmen (https://www.linkedin.com/pulse/bereketli-hilal-vedat-karaarslan?trk=mp-reader-card) adeta bir deniz kavmi tarzı olan küçük sandallar ile Fenike kralının kızı Europa' nın kaçırıldığı ve adını da verdiği Avrupa'dan O'nlar gibi yakıp yıkmadan sığınma talep etmekte...Ya da boğularak ölmekteler...

Tarihin 3500 yıllık tekerrürü de bu olsa gerek...

S. Vedat Karaarslan 

KAYNAKLAR

[1]  Arkeolojik yönden günümüzde Ön Asya bölgesi Anadolu, Kıta Yunanistan ve Ege Adaları, Girit, Kıbrıs, Balkanlar, Kafkasya, İran, Mezopotamya, Suriye, Filistin, Mısır olarak bilinir. (http://www.dtcf.ankara.edu.tr/?p=642) Coğrafik tanımlamada ise kıta Yunanistan ve Balkanların Avrupa bölgesine dahil olması Avrupa konseptinin oluşmasından çok sonraki yıllarda gerçekleşmiştir.

[2]  N.K. Sanders, The Sea Peoples: Warriors of the Ancient Mediterranean 1250-1150 BC (Ancient Peoples & Places) (Ancient Peoples and Places), Thames & Hudson; 1985

[3] Strabo, Geography , Loeb Classical Library 

[4] Herodotos, Herodot Tarihi, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2002