Neanderthal insan türünün 30 bin yıl önce ortadan yok olma nedeninin hala tartışılmakta olan homo sapiens etkisinin olduğu düşünülür. Oysa her iki insan türü en az 90 bin yıl aynı dönemde birlikte yaşamıştır. Peki bu 90 bin yılda ne oldu da neandertal insanı ortadan kalktı.

 

Homo Sapiens denilen insan türünün neandretalleri ortadan kaldırdığı , iklim değişikliği nedeniyle neandertaller ortadan kalktığı yaklaşımını ileriye sürebilmek için bu yazıda öne sürülen neden sonuç ilişkilerini değerlendirmek gerekir.

 

Homo Sapienslerin neandertallerin yok oluşundaki rollerini irdelerken türsel yönden farklılık arz eden doğadaki bütün canlıların kendi 'niş' av alanlarına giren diğer türleri ortadan kaldırdıkları yaklaşımı benimsenir. Ancak fiziki beden ve beyinsel büyüklükleri (yaklaşık) ve şekilleri aynı olan ancak sadece 'koşma ve ileriye bakma' özelliği olan neandertallerin beyinlerinin bu yok oluş süreci içinde değerlendirmemek bizi hatalı sonuca ulaştırır. (The Singing Neandertals, Steven Mithen)

 

Bu yazıda neandertallerin bu yok oluş süreci içindeki beyinsel davranış ve anatomik özellikleri ortaya konulmuştur. 

 

Epey iri, ve uzun burunlu, göğüsleri geniş ve kolları adaleli, kemiklerinin kalın ve ağır olması, ölü gömme uygulamalarının olması, ölülerinin yanlarına hediyeler koyarak ölümden sonraki yaşama inanmaları, ateşin kullanılması neandertalleri de bizim türümüz olan Homo Sapiensler gibi yaşam tarzı olduğunu ortaya koymuş olsa da bizi onlardan farklı kılan tek şeyin beyin kullanımındaki farklılıklar olduğunu ileriye sürmek en doğru olanıdır. Beynin büyüklüğü ise çok önemsiz bir ayrıntı olarak neandertal ve homo sapiens insanı arasında kıyaslanabilir. Çünkü önemli olanın beyin büyüklüğünün vücut ağırlığına oranıdır. Beynin ağırlığının vücut ağırlığı ile bir ilişkisi vardır. Bu ilişki aşağıdaki formülde gösterilmektedir. (Damask, Swenberg) 

  

 Log E = Log k +(2/3) log (P)    

 

Burada (E) beynin ağırlığı, (P) ise vücut ağırlığıdır.  (k) değeri ise beynin gelişme derecesi (cephalization index) olarak bilinir ve bir beynin aynı vücut ağırlığındaki en düşük hayvanın gereksinimlerine göre, ne kadar gelişmiş olduğunu göstermektedir. Bunu bir örnek olarak somutlaştırırsak 1350 gram bir beyin ağırlığı olan homo sapiens insanının 70.000 gram geldiğini düşünürsek (k) değeri yukarıdaki formülden 6.3 çıkar. Bunun anatomik anlamı canlının döllenme aşamasından sonra ilk sekiz haftası olan embriyo döneminde gelişme yeteneğinin kafatasının ön tarafında yoğunlaşmasıdır. (cephalization). Bu da serebral korteksin (insan düşünme yeteneğinin en fazla olduğu kısım) gelişmesinin bir ölçüsü olarak diğer canlılara göre yukarıdaki örnekte olduğu gibi 6.3 kat (logaritmik, üstel) daha fazla düşünme yeteneğinin gelişmiş olması anlamına gelir.  

 

images_2.jpg

 

Yukarıdaki resim günümüz insan beyninin (homo sapien) düşünsel kısmını oluşturan serebral korteks kısmının neanderthal insan kafatasındaki bölüme nazaran daha geniş olduğunu göstermektedir. Yine neanderthal kafatasındaki görmeyi sağlayan bölüm olan 'occipital' kısmın geriye doğru bir çıkıntı 'bun' yaparak ileriye (alına) doğru genişlemesi gereken serebral korteksi nasıl geriye doğru çektiği resimlerden kolayca anlaşılabilmektedir.

 

Yukarıdaki formüldeki yaklaşıma göre homo sapiensten daha ağır olan neandertallerde beyin vücut ağırlık endeksi olan 'cephalization index' değerinin daha küçük olduğu kolayca anlaşılabilir. Bu da  beyin ağırlığı 1450 gram olan ve vücudu daha ağır olan neandertallerin (k) değerinin aynı ölçekteki bir homo sapiense göre daha düşük olacağı sonucuna bizi ulaştırır. Onların yok olmasındaki temel neden beyinin gelişememesi (nedensellik) ve düşünme yeteneğinin olmaması nedeniyle yok oluş (sonuç) sürecine giden ortamın ortaya çıkmış olmasıdır.

 

İşte bu 90 bin yolda ortak yaşam dönemi olan Neandertal ve Homo Saipens arasındaki kavga 'beyin' kullanımından dolayı ortaya çıkan sosyal, psikolojik ve yaşam tarzı farklılıklarının Homo Sapiens lehine gelişerek Neandertellerin ortadan yok olmasına neden olan sonuçları ortaya çıkarmıştır. Sonuç olarak homo sapienslerin bu insan türü (ırk değil) üzerinde galip gelmesine neden olmuştur.

 

Neandertallerin bir diğer özelliğinin ise 'koşma ve devamlı ileriye bakma' olduğunu söylemiştik. 

 

Yapılan araştırmalar (PhysOrg.com) neandertallerin ayak topuklarının anatomik yönden daha uzun olduğu ancak homo sapienslerin ayak topuklarının ise daha kısa ancak daha dayanaklı olduğunu ortaya koymuştur. Neandertallerin ayak topuklarının daha uzun olması onların daha uzun mesafede koşar bir yaşam tarzı geliştirmelerine neden olan sonucu ortaya çıkarmıştır. Bu da daha fazla yorgunluk ve bir yerleşim alanına bağlı olmadan bir yaşam tarzı getirmiştir. Ancak bu özelliğine rağmen neandertallerin uzun mesafe koşularına rağmen onların ayak topuklarının çok da dayanıklı olmadığı günümüzde yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. ( Calcaneus (heel bone) fracture) (David A Raichlen, Hunter Armstrong, Daniel E Lieberman)

 

 

N_1.jpg

 

Calcaneus (heel bone) fracture X-ray. Image: Wikipedia.

 

Sonuç olarak devamlı koşmaya adanmış bir yaşam tarzının değişik bölgelerdeki sadece homo sapiensler tarafından oluşturulabilecek tehlikelere karşı değil diğer bütün canlıların (hayvanlar da dahil) oluşturması muhtemel  tehlikelere maruz kalacağı daha açıktır.

 

O halde koşma özelliğinin de de neandertal insanının yok oluş sürecini hızlandırdığını söyleyebiliriz.

 

Neandertal insanının devamlı ileriye bakışı bir beyinsel aktivitesinin olmamasından kaynaklanır. Gözlerimiz yakın bir tarihe kadar beynin bir uzantısı olarak kabul edilmiştir.  Gözlerimiz, beynin dış dünyadaki fiziki bağlantısının olduğu uzuvlar olarak kabul edilmiştir. Kafatasımızdaki sadece gözler, kulaklar ve yanaklarımızdaki sinirler direkt olarak beyine bir sinir ağı ile bağlanmıştır. Bunun için insanın ilk etapta örneğin bir sesi algılaması hemen o tarafa bir dönüş şeklinde, bir gülüşünün ise beyin tarafından hemen algılanması gereken bir duyu olarak yanakların hızlı hareket yeteneği olarak ortaya çıkar.   İnsan beyninin görmesini sağlayan beyindeki bölge occipitial olarak adlandırılır. Neandertal insan kafatasında bu bölge bir çıkıntı olarak kafatasının arka kısmında bir yumru (occiptial bun) olarak zuhur etmiştir.

 

 

 

 

N_2.jpg            N_3.jpg

Bir Neandertal Occipitial Çıkıntısı         Bir Neandertal Kafatası              

 

Lieberman , Pearson ve Mowbray' in çalışmaları neandertal insanının görmesini sağlayan bu occiptial çıkıntıların beynin arka doğru daha da büyümesine yol açtığını bunun da beynin düşünsel yeteneğini oluşturan düşünsel yeteneğinin  ön tarafta gelişmesini önleyici bir etken olduğunu ortaya koymuştur. Bu genişlemenin aynı zamanda beynin motor hareketlerini düzenleyen beyinciğinde fonksiyonlarını etkileyerek neandertal insanının muhakeme ve zamansal yeteneğini aşağıya indiren bir sonucu oluşturduğu da bilim adamları tarafından ileriye sürülmüştür.   Bu durum sonuç olarak neandertal insanının  daha düşük bir  'cephalization index' değerine sahip olduğunu ortaya koymuştur.

 

Sonuç olarak yukarıda izahını yapmış olduğumuz bütün bilimsel araştırmaların 'anatomisi ve beyinsel fonksiyonlarının etkilediği muhakeme ve zamanlama yeteneğindeki dezavantajları neandertal insan türünün ortadan kalkmasına neden olduğu' fikrine bizi ulaştırdığı söylenebilir.

 

S. Vedat Karaarslan 

 

Kaynaklar:  Makale içinde verilmiştir.