'KATIR' IN ARKEOLOJİSİ

S. Vedat KARAARSLAN

TÜİK verilerine göre Türkiye'de son 10 yılda at sayısı yüzde 36.4, eşek sayısı yüzde 48.6, katır sayısı yüzde 43.9 azaldı.

Babası eşek,  annesi at olan hayvanın katır olarak adlandırılması ise ne ata ne de  eşeğe benzeyen katır için bir aidiyat meselesidir. Anne eşek, baba at olursa bu kez ester ya da bardo denilen 'hinny' adlı melez bir hayvan oluşur. Katır atın 64 eşeğin 62 kromozomdan kaynaklanan 63 kromozoma sahip olduğu ve ikiye bölünemediği için teorik olarak istisnalar dışında doğuramaması gereken kısır bir hayvandır.  Anadolu'da uzun dönemlerde orman köylülerinin ormanlarda bazen kaçak bazen de izinli olarak kestikleri ağaçlardan oluşturdukları yakacak odunların en en büyük tomruklu köklü ağaçlı olanları katır ve eşekler ile gelirdi kibarlığı ile bilinen atların yükleri ise daha çok ağırlıkça daha ağır olan ince dallı ağaçlardan oluşurdu.

Anadolu'da tavukların yumurtaya yatacak durumunu yani kuluçkaya oturacak halini bilenler onları kuluçkaya yatırırlardı. Anaç tavukların zamansız kuluçkaya oturmalarını önlemek için ise kızgın vücutları soğusun diye soğuk su bidonlarına basılırdı. Bazen tavuğun altına hindi, ördek yumurtaları da konulurdu... Ancak yumurtadan çıkan yavru hayvanlardan bir tanesinin diğer yavrulara benzemediğinden mi yoksa kendi yavrusu olmadığını anladığından mı bilinmez ama  anne tavuk sürüye mensup olmasına rağmen kendisine ait olmadığını bildiği o yavruları hiç yanına yaklaştırmaz onları kovalardı. Yavru hindiler ise anneleri bildiği tavuğu ısrarla takip etmek isterlerdi ancak her defasında tavuğun hiddetiyle geriye çekilirlerdi.

Mensup olma ve ait olmanın farklı kavramlar olduğuna tipik bir delil olarak gösterilebilecek hayvanların bu davranışları çok duygusal anların oluşmasına neden olurdu. Küçük hindi yavrusu civciv sürüsüne mensuptu ancak ait olmadığı bir sürüye dahil olmak istediği için anne tavuk tarafından sürekli gagalanarak benzemediği diğer yavrulardan tavuk tarafından uzaklaştırılırdı...

Katırlar, MÖ 3000'den ve MÖ. 2100 - 1500 yılları arasında yaklaşık 600 yıldır Mısır'da biliniyordu; Thebes'ten bir Mısır anıtı, bir arabaya bağlanmış katırları tasvir etmektedir. Arkeolojik kayıtlarda sıkça görülen katır kalıntıları, katırların öncelikli olarak vagonları çekmek veya yük taşımak için kullanılan "ana " bir hayvan haline geldiğini ortaya koyar.

Hititlerin erken dönemlerinde at,  insanlarının en güçlü hayvanları olarak kullanılırdı. Ancak katır koşumlu arabalar en az 3 kat daha değerliydi..

M.Ö. 3. binyıldan kalma Sümer metinleri, bir katırın fiyatının 20-30 şekel olarak eşekten 7 kez daha pahalı olduğu bilinirdi... Ebla'da bir katır için ortalama fiyat 60 şekel değerindeydi...

Kuzey Mezopotamya'daki Mari krallığındaki bir hikayede kralın at yerine katır kullanması gerektiği ifade edilmiştir. Eski Etiyopya halkı katıra tüm hayvanların en yüksek statüsünü vermişti.

Katır, antik Yunanistan'da da paket taşıma hayvanları olarak kullanmak ve arabaları çekmek için çok değer verdi. Antik Yunanistan'da uzun mesafelerle tekneler kullanılmışken, ülke kısmen bir ada grubu olduğu için ortalama vatandaş nadiren kendi evlerinden ayrılmış ve en yaygın ulaşım modeli olarak katır taşımacılığına bağlıydı.. Katırların atlardan daha güçlü toynakları vardı ve Yunanistan'da bulunan kayalık araziyi kaplamak için daha uygundu. Ayrıca, katır daha ata göre daha dayanıklı ve günde 50 mil yürüyebilir ve sadece dört veya beş saatlik bir uykuya ihtiyaç duyar.

Katır, M.Ö. 800 yılında Homeros tarafından iyi biliniyordu. İlyada'da, Küçük Asya'daki Henetia'da katırların gelişiminin yerel bir uzmanlığa dönüştüğünü bildirmiştir. Katırlar, Homeros zamanında örnek hayvanlar olarak ve tarımda kullanılmak üzere Yunanistan'da yetiştirilirdi. Daha sonra, Peloponnes ve Arcadia'da katırlar yetiştirildi ve katırlar için koşum yarışları da Olimpiya'da M.Ö. 500'den itibaren yapılmaya başlandı.

Antik Roma'da katırlar (mulleus calceus) nakliye için kullanılmış ve inanılmaz güçleri ve dayanıklılıkları herkes tarafından biliniyordu. Roma askerlerinin büyük mesafelerle ayakta büyük miktarda ekipman, zırhlarını katırlar ile taşıdığı biliniyordu.

General Marius istilacılara karşı Roma'yı savunmak için çağrıldığında askerleri fiziki yetenekler kazanmak için eğitmeye başladı. Bu dönemde her 10 lejyoner için 500-550 katır bulundurulurdu. Bunun sonucunda katırın fiziksel dayanışmasına övgüler alarak "Marius 'Katırları" (latince muli mariani) adı altında bir tanımlamanın ortaya çıktığını arkeolojik yazıtlar bildirmektedir.

Hannibal, M.Ö. 216 yılında Alpleri geçtiğinde fillerin yanı sıra katırları da vardı. Fillerin kolayca manevra yapamayacakları zorlu arazide katırların önemi burada ortaya çıkmıştı...

Katırlar da mensup olduğu ancak ait olmadığı ailesine mensup olarak ilk kez Türkiye'nin kuzeyinde bulunan antik Paphlagonia ve Nicaea bölgelerinde üretilmiş...

Katır, equidae familyasına mensup olduğu halde babası eşeğin Equus Asinus ve annesi at Equus Caballus türüne ait olmayan aynen tavuk-hindi ikilemi gibi ne babasına ne de anasına aidiyat hissi duymayan hibrit bir hayvan olarak  tanımlanırken, adını verdiği tırnaklarının benzediği 'katır tırnağı' çiçeği, böbrek rahatsızlıkları olanlara şifa veren 'idrar sökücü' bir bitki olarak kullanılmakta...

ARKEOTEKNO