ANTİK ÇAĞLARDA KARADENİZ'DE HAMSİ, PALAMUT VE TON BALIĞI

S. Vedat Karaarslan

Arkeolog- Y. Mühendis

Diodorus'a (m.ö.90-30) göre Karadeniz  bir göldü. Günümüz jeolojik araştırmalara göre bu göle akan akarsular ve buzul çağının sona erip buzların erimeye başladığı dönemlerden itibaren Karadeniz'in suları yükselmiş, Marmara Denizi oluşmuş bunun sonucu ile de Ege Denizi ile Karadeniz suları birbirine kavuşmuştur. Bu nedenle Karadeniz’de antik çağ kalıntılarının hala suyun altında bulunduğu ileriye sürülür ve bu bölgede arkeoloji oldukça zor uygulanan bir bilim dalı olmuştur..   

 

Bugün Karadeniz'in 150-200 metre altında canlı yaşamaz ve bu kısımlar çürük yumurta kokusunu andıran hidrojen sülfür (H2S) barındırır. Dünyanın oksijensiz en büyük su kütlesi olan Karadeniz bu özelliğinden dolayı salyangoz, tirsi, zargana, karides, yengeç, midye ve istiridye gibi diplerde yaşayan birçok balık ve canlı yok olmaya maruz kaldı. Denizin dip kısımlarında canlı yaşamadığından arkeoojik eserlerin daha sağlam korunabildiği, Karadeniz’in dip kısımların da toprağın alt kısımlarında kazılmayı bekleyen eserlere benzer şekilde keşfedilmeyi bekleyen arkeolojik batıklarla dolu olduğuna inanılıyor. 

H2S gazının gazının uzun süre koklanması insan ölümüne neden olabilir. Dünyanın en büyük hidrojen-sülfür deposu olan Karadeniz’deki bu gazın Rus bilim adamları tarafından pompalarla istasyonlara aktarılarak elektrik elde edilmesi de planlanıyor.

Aristoteles, Karadeniz'in çok fazla tatlı su ırmakları ile beslenmesi ve yırtıcı balıkların az olması nedeniyle bütün balıkların beslenme ve üreme olarak seçmelerine neden olduğunu bildirir.  Karadeniz’de antik çağlardan bu yana eserlere konu olmuş balıkların göç yolları önemlidir. En önemli balık olan ‘hamsi’nin göç yolları yukarıdaki haritada belirtilmiş.

Colchis (Kolh) [1] kökenli bir kelime olarak bilinen ve Karadeniz'e komşu olan bütün ülkelerde benzer kelimeler ile adlandırılan Hamsiler, (ing; anchovy) Yavuz ve Midilli savaş  gemilerinin I. Dünya Savaşı’nda bombalayarak savaşa dahil olmamız sonucunu ortaya çıkaran  Odessa koyunda yumurtlar ve saatin ters yönünde Constanta, Varna istikametinde ilerleyerek İstanbul açıklarından Batum açıklarına kadar gider. Bu güzergahtaki hamsi balığı yakalanırsa lezzetli olur, ancak Batum’da hamsi Balığı sürüsünün bir kısmı ters yönde bizim Karadeniz kıyılarımıza paralel olarak geriye döner ki bu durumda hamsinin en lezzetlileri Trabzon ve Sinop açıklarında yakalanır ve bu balık sürüsü daha sonra tekrar Odesa’daki yumurtlama alanlarına geriye döner. Batum’ a ulaşan sürüdeki diğer kol ise Abhazya kıyılarına doğru yönelir.

Her türlü yemeği yapılan hamsinin kolonyası da yapıldı. Çatal kullanılmadan el ile yenilen hamsinin ele sinen hamsi kokusunu gideren özellikteki kolonyanın, hamsinin bilinen kokusu ile hiçbir benzerliği yok.  

Azak Denizi'ndeki Kerç Boğazı ile Don Irmağı arası, Karadeniz balıklarının yumurtlama bölgesidir ve 100 e yakın balık türü burayı yumurtlama bölgesi olarak seçer.

Emirgan Yalıları'ndan balık çekilmesi (1910 yılları) , NTV tarih, Akşam Gazetesi Arşivi . 

Deniz kıyılarında balıkçılık, iç kesimlerde ise madencilikle uğraşan halkların yaşadığı Karadeniz Bölgesi  antik yazar Strabon'a göre  oldukça verimli bir bölgedir.

Yunus balıklarının aynı cinsten olan kordyles leri kovaladığı önlerine kattıkları 'ton' ve 'palamut' ile beslendikleri ve bu nedenle çok şişmanladıkları için kolayca yakalandıklarından bahsedilir. Yunus balıkları , antik çağlarda daha çok yağı için avlanırdı.

Opponios'a göre İstanbul Boğazı'nın kıyılarındaki ağaçların ve tepelerin üzerlerine kurulan gözetleme kuleleri ile denizdeki diğer balıkların da bol ve bereketli olduğunu gösteren etçil ton balıklarının denizden gelişleri ve boğazdan geçişleri gözetlenir ve görülür görülmez ağlar atılarak bu balıklar yakalanırdı. Ton balığı diğer balıkların bol olacağına dair en büyük işarettir. Aristoteles; ton balıkları sağ gözleri ile daha iyi gördüklerinden Karadeniz'e girerken denizin sağ tarafındaki karayı kontrol ederek, çıkarken de sol  (Ukrayna) kıyıları kontrol ederek denizi terk ettiklerini bildirmiştir. Bu balıklar, her zaman denizin kara tarafına sağ gözlerini getirerek yüzmeleri ile meşhurdur. 

Prokopios, Sangarios Irmağı (Sakarya Nehri) ağzına yaklaşan yunusların, Karadeniz' deki bir balina tarafından aniden yakalanarak hepsinin yutulduğundan bahseder.

İstanbul Boğazı'ndan giren balıkların ise Kadıköy açıklarında denizin altında aniden önlerine çıkan kayalıklara çarparak Haliç'e yönlenerek girmesi ile yakalanan balıklardan dolayı burasının 'golden horn' 'altın boynuz' olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Öyle ki İstanbul Balıkhane Müdürü Deveciyan'a göre 1911 yılında Haliç' de 3 milyon çift torik yakalanmış. Boğazdaki evlerden sarkıtılan sepetlerle de balık yakalanırdı. Palamut (pelamys) balıkları da tıpkı denizde kafalarını sakin sularda dışarıya çıkararak yüzen ve ateşli silah tüfekle de vurularak yakalanabilen Kefal (Yunanca kafa anlamına gelir) balıklar gibi deniz yüzeyine yakın olarak kafalarını sudan dışarı çıkararak çırpınma görüntüleri verirler.

MACELLUM (POMPEII)

Daha çok güçlü kırmızı kas yapıları ile ünlü Palamutlar, Hamsilerin tam tersine yani saat yönünün tersine bir göç yolu ile Kerç Boğazı ile Don Irmağı arasındaki çamurlu ve bataklık denilen alanlara yumurtalarını bırakırlar ve yine bir Karadeniz turuna çıkarlar. Bu balıkların Karadeniz’e çıkmalarına 'anavaşya', [2] Karadeniz soğuyunca Marmara ve Akdeniz’e inmelerine ise ‘katavaşya’ [3] denilir.

BALIK, KAAMAR VE MİDYE (POMPEII FRESCO)

Antik çağlarda loncalar halinde teşkilatlanan balıkçılar, meslek birlikleri şeklinde organize olmuşlar ve balıkları diğer yiyeceklerin de satıldığı 'macellum' adı verilen pazar yerlerinde satarlardı. Macellum binaları geniş çapta alış verişlerin yapıldığı günümüz ticari borsaları ile eşdeğer bir fonksiyona sahipti.

AIZONAI MACELLUM 

Bu anlamda dünyanın ilk ticari borsası Kütahya (Çavdarhisar) ilinin sınırları içinde bulunan bir Frigya yerleşim kenti olan Aizanoi antik yerleşim alanındadır. Bu yerleşim alanının duvarlarında balık, unlu mamuller gibi gıda fiyatlarının ne kadar olacağına dair Roma İmparatoru Diocletian'ın m.s. 301 yılına tarihlenmiş yazıtları bulunmaktadır.  

 

ARKEOTEKNO

KAYNAKLAR: Yazının içinde verilmiştir. 

[1] Kolhis kültür alanı kuzeyde günümüz Rusya'sının Karadeniz kıyılarından batıda Canik Bölgesi'ne denk düşen Ordu ilini içine alarak doğuda Gürcistan'ın İç Kartlı Bölgesi'nden güneyde Çoruh Nehri'nin güney kesimlerine kadar uzanan coğrafyayı kapsar. (wikipedia) 

[2] Anavaşya: Akdeniz'den Karadeniz'e çıkış.

[3] Katavaşya: Karadeniz'den Marmara Denizi'ne dönüş.Yazlıktan dönüş anlamında da     kullanılır.