YİRMİ YAŞIN NUMEROLOJİ, ARKEOLOJİ VE BİYOLOJİSİ

S. Vedat Karaarslan Arkeolog- Elektronik Mühendisi (MSc.)

Eski Türkçe’de m.s. 735 yılına tarihlenen Orhun anıtlarında yirmi sayısına karşılık gelen etimolojik köken yégirmi / yigirmi olarak bilinir. 

Yirmi sayısı bir kutsal rakam olarak yigirmi yaşıma Basmıl ıdıkut oğuşum erti  cümlesinde yerini bulan ‘Yirmi yaşımda, Basmıl Idıkut soyum boyum idi’ anlamına gelir. Idıkut ‘kutlu olan’ anlamında Uygur Türklerinde de bir hükümdar unvanıdır. Uygur Türkçesinde ‘kut’ kökünün karşılığı olan ‘ülüg’ kelimesi Tanrı’nın Türk ülkesinde bolluk ve bereketi artırması kağanın da bunu adil bir şekilde halka dağıtması olarak ‘ülüş’ kelimesi ile eş anlamlıdır. Anadolu Türkçesinde ‘bölüşmek’ kelimesinin kökeni de bu kelimeye dayanır.

 

                                                  

Macarca ‘husz’ sözcüğünden gelen 20 kelimesi ise bir askeri birlik olarak 20 askerden oluşur ve Türkçe’de ‘hüssar’ olarak kullanılır. Macarlara göre ‘hüssar’ ya da ‘güsar’ 20 dönümlük bir arazi karşılığında krala asker ve at sağlamakla görevli zenginlerin topraklarının ölçü birimidir. Macar kralı Mathias Corvinus,  20 dönüme sahip ailelerden toplanması için emir verdiği vergi karşılığı olarak bir askerin silah ve mühimmatı ile bakımını sağlardı. Macar ve Leh hussarları ise sırtlarına taktıkları metalden ve tüyden oluşan yapay kanatlar sayesinde 15. ve 16. yüzyılda Türk-Moğol atlarının soylarından gelen Macar atları ile düşman ordularına dalarak bir tank gibi askerleri öldüren birlikler olarak bilinirdi. Hüssar birlikleri Osmanlı Ordusu içinde de düşmanın içine sakınmadan dalan kanatlı askerler ‘deli’ lakabı ile bilinirdi.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın 1683 yılında Viyana’nın düşmekte iken Osmanlı askerlerinin önemsemediği Avusturyalılara yardıma gelen Polonya Kralı Jan II. Sobieski’nin ordusuna yenilmesine neden olan çelik kanatlı askerlerden oluşan Polonyalı (Leh) ‘hüssar’ süvari alaylarının Osmanlı’nın karargâhını ele geçirmesi Sakarya Savaşı’na kadar giden 239 yıllık geriye çekilmesine neden olan tarihsel çöküşe neden olmuştu.   

Hüssar süvari alayları ile ilişkili ‘yirmi’ sayısı ile kuşatmanın kaldırılarak ‘kutsanan’ Avusturya Arşidüklüğü gibi Türkçedeki ‘mutluluk’ kelimesinin kökü olan ‘mut’ kelimesi ile bir deve yükü olarak 20 kileye karşılık gelen bir ölçü birimidir. Mut kelimesi Orhun Anıtlarında geçen Idıkut kelimesindeki ‘kut’ anlamına gelen ‘yirmi’ yaşında kişinin ‘mutlu’ ve ‘kutlu’ olduğu bildirilir. Idıkut Doğu Türkistan'da eski adı Koçu olan Turfan bölgesinde kurulan IDIKUT Uygur Devleti'nin de adıydı. (m.s. 866)

İki ya da çift dediğimiz rakamın numerolojideki karşılığı sosyolojik olarak ‘yalnız kalmaktan hoşlanmayan’ bir rakam olarak biliniyor olması ile birlikte yanına en yakışan rakamın ise sıfır olduğu, böylece 20 sayısının kutsiyeti ortaya çıkar.  Babil astrolojisinde 20 sayısı el ve ayak  parmakların toplamı olan bir sayı olarak Şamaş, Akkadca Şamşum aynı köken olarak Güneş anlamındaki ‘şems’ kelimesi olarak Sami dillerinde kullanılırdı. Orta Asya steplerinden Mezopotamya’ya gelen Sümerler ise Güneş’i  ‘utu’ ya da ‘u-de’ olarak adlandırmışlardı. .

Eski Türklerde yirmi rakamı ‘kut’ ve ‘mut’ kelimelerin kutsiyeti olduğu kadar dualiteyi temsil etmesi mayaların takviminde kullanması, Hinduların Krishna heykellerini 20 kez selamlaması, Süleyman’ın tapınağının 20 yılda bir dizi toplumsal tarihsel geçmişi de bulunur.

Boşluk olarak tanımlanan fiziki maddenin içinde %99.999 oranındaki ‘hiçlik’ tamamen sıfırın gücünü gösterir. Bu nedenle madde içinde varlığın sembolü olan ‘hiçlik’ yani ‘0’ yanına geldiği her rakamı güçlü hale getirirken ‘2’ rakamı ile birlikte Sümerlerden beri gücü ifade ederdi. Yirmi sayısının bu gücünün, evren ve bütün gezegenlerden gelen bir güç olarak insanların üzerine serpilmiş olduğuna inanılırdı. Astrolojide Doğum Haritalarında duygusal Ay'ın '2' sayısını, yeniden doğuşu, yenilenmeyi ve ölümü simgeleyen Pluto'nun ise '0' sayısını titreştirdiğine inanılır. 

                                                    

Orhun anıtlarında 20 yaşın kutsal ‘Idı-kut’ olarak tanımlanan kelimenin Babillilere ‘şamaş’ olarak geçmesi Sümercede Güneş anlamına gelen ‘utu’ ya da ‘u-de’ kelimesi ile gerek fonetiği gerekse anlam olarak benzerliği bize eski Türklerde Güneş’in konumuna göre göğe yönelerek elde ettikleri düşünülen ‘kut’ ya da ‘mutluluk’ anlamına da gelen ‘rüzgâr tayı’ veya  ‘buyan’ enerjisinin Sümerlerden Orhun yazıtlarına kadar gelen dil geçmişinin izini sürmemizi sağlar. 

Biyolojik yönden canlı bir hücrenin içindeki değişimleri olarak tanımlanan ‘metabolik yolak’ (metabolic pathway) lar sonucunda hücre yıkımlarına neden olabilecek değişiklikler 20 li yaşlarda başlar 35-40 lı yaşlarda hücre kaybına neden olur, 80 li yaşlarda ise vücudun hücrelerdeki bu değişimlere tepki vermemesi ile hücreler tamamen yok olur ve canlı ölür.