TÜRK TARİHİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Türk tarihini kuramsal olarak dilin şekillendiği Göktürkler ile başlamadığı

m.ö.3300-1700 lere tarihlenen Afasenyevo,

m.ö. 1700-1200 lere tarihlenen Andronovo,

m.ö. 1200 -700 lere tarihlenen Karasuk,

İskitlerin kökenleri olan Togar-Taştık, Kelteminar ve nihayet Hunlara

kadar uzatmak bizi en erken tarih olan m.ö.280 li yıllara getiriyor olsa da, Türkmenistan’ın Anav şehri civarında bulunan yazıtların m.ö.4000-1000 li yıllara dayanıyor olması bir anlamda Ön Türk ya da Proto Türk de denilen toplulukların Sümerler ile çağdaş olduklarını ortaya koyması açısından ilginç değerlendirmeler ortaya koyar.

Fransız tarihçi Jean Paul Roux’un yazdığı şekilde Çinlilerin Tu’kue olarak Türk adı olarak bilinmesi gerektiğine dair görüşlerini Afasenyevo kültürünün ortaya çıktığı tarihe kadar taşınması bu kültürün Anav ve Sümerler ile çağdaş olan tarihi, bize üç kültürün de birbirine yakın coğrafyalarda olması nedeniyle en azından iklimsel etkilerin sonucunda bir göç olgusu ile coğrafik yer değiştirmelerin olabileceğini ortaya koyar. Bu görüş, Sümerler ile Türk tarihini oluşturan bu kültürler arasında bir bağlantı olması gerektiğini ortaya koyar.  

Bütün bu değerlendirmeler ‘brakisefal’ kafalı bu insanların günümüze kadar ulaşan örneklemeler ile yine Roux’un önerdiği şekli ile m.ö. 450 tarihine kadar bir Türk boyu olan Sabar’lardan adını alan Sibirya’da Ren Geyiği avcılığı yaparken günümüz Moğolistan bölgesine inen Türklerin öncüllerinin proto Türk olarak Mezopotamya’nın ılıman bölgelerine göç ederek Sümer uygarlığını başlatmış olmaları akla daha yatkın bir görüş olması ile birlikte arkeolojik yönden de ispatlanmış birçok delili ortaya koymaktadır.

Paleolitik Çağ örnekleri olarak Çilgiri Köyü (Van), Cunni Mağarası (Erzurum) ve Çatalhöyük (Konya) yazıt tamgalarının Mısır Hiyerogliflerinin kökeni ile olan bağlantısını ortaya koyan çalışmalar Türk tarihinin küresel etkisini göstermesi açısından Sümer tabletlerini ilk kez okuyan Rawlinson’un Sümercenin bir Turani dil olduğu savını güçlendirmektedir.