ÇANAKKALE SAVAŞLARINDA AGAMEMNON ZIRHLISININ SUBLİMİNAL MESAJLARI: BOL

S. Vedat Karaarslan Arkeolog- Elektronik Mühendisi (MSc.)

Çanakkale Hisarlık Tepe’de bulunan Troya’ya saldıran Akhaların neden olduğu Troya Savaşı’nın  görünen nedeni (Troya Prensi Paris'in Agamemnon'un kardeşi Sparta Kralı Menelaus'un karısı Helen'i kaçırması esas neden olsa da) bugün Hisarlık Tepe olarak bilinen bölgenin denize bakan açıklarından gelip geçen gemilerden alınan ganimetler olduğu ileriye sürülür. Troya Savaşı'nın görünmeyen nedeni ise Platon’un dediği gibi Karadeniz kıyılarında bir havuzun etrafına yerleşen kurbağa gibi oturmakta olan kolonizasyon şehirleri kurma fikrine dayalı olduğunun bilinmesi gerekiyor.

Birçok kurbağanın oturmasına benzetilen bu yerleşimlerin Hitit, Kaşkalar, Geç Hitit (Tabal Krallıkları), Etrüsk, Pelasg, Diaehu gibi önceki dönemlerini inkar edercesine Karadeniz bölgesinin kısmi bir bölümüne nedense daha sonradan verilecek ve öne çıkarılacak Pontus adından öte bölgenin antik adının Aşkenaz olduğunu yok farz ederek sanal bir tarih oluşturma gayretleri içinde Aşkenaz adının Asurlular tarafından ‘Aşguzai’ olarak adlandırdığını ve ‘Oğuzlar’ ile olan iltisakını önceki yazılarım ve en son çıkan kitabımda detaylı olarak irdelemiştim.

HMS Agamemnon (1906) - Wikiwand

AGAMEMNON ZIRHLISI

Adı bile Yunanca olmayan bir Anadolu dili olan Luwice’ye dayanan ‘Agamemnon’ adının analizinde Türkçe'de de kullandığımız ‘aga’ kelimesi ile ‘ma panteonu insanı’ olarak B.Umar tarafından tanımlanan karşılığı ile birlikte;

Birinci olarak; Aynı adlı gerçek kişi olarak Troya Savaşı’nda m.ö.1280 li tarihlerde Akhaların komutanı olarak Agamemnon'un Anadolu'daki Troya surlarına dayanması,

İkinci olarak: Agamemnon adlı gemi ile 1915 yılında işgal amacıyla I.Dünya Savaşı’nda Çanakkale Boğazı’na İstanbul’u işgal etme niyeti ile girmeye çalışması,

Üçüncü olarak; Osmanlı’nın ölüm fermanının yazıldığı Mondros Mütarekesi'nin adı yine Anadolulu Luwice bir kelime olan Limni Adasının Mondros Limanı’nda Agamemnon gemisinde imzalanıyor olmasının,

batılı emperyalist güçlerin asırlardır süren 3500 yıl önce Kavimler Göçü [1] nedeniyle antik Mısır'a kadar dayanan ve Anadolu’yu da yakıp yıkan fikri ve fiziki güç gösterisine dayanıyor olmasındaki niyetlerin anlaşılması gerekiyor.  

Günümüzdeki deyim ile bu ‘subliminal’ mesajlar adı Luwice olan Agamemnon kelimesine dayalı bir hınç şeklinde yüzyıllardır unutulmadan doğunun kabusu olmuş bir vaziyette Troya Savaşı sonrasında Yunanistan’daki evine döndüğünde kendisinden ümidini kesen karısı Clytemnestra’nın sevgilisi Aegisthus tarafından öldürülünceye kadar Troya Savaşı’na gitmek istemeyen gönülsüz Akhaları toplaması ve kahin Calchas’ın denizin yatışması için kızı İphigenaia'yı kurban edecek kadar gözü kara bir kimsenin adı silinmemek üzere Çanakkale Savaşlarında Agamemnon adı olarak bilinçaltına kazınmak istenmiştir.

ÇİMPE KALESİ KALINTILARI

İşte bu kin ve gaddarlıkla adlandırılmış Agamemnon zırhlısı nedense 1352 yılında Türklerin Gelibolu’daki Çimpe Kalesi’ni [2] alarak Rumeli’ye geçmesini sağlayan Orhan Gazi’nin oğlu Rumeli Fatihi Gazi Süleyman Paşa (1316-1359) Türbesinin bulunduğu kendisi ile birlikte lalası ve ölümü sırasında atının da telef olması sonucunda birlikte defnedildiği Çanakkale’nin Gelibolu ilçesine bağlı Bolayır’ı  29 Mart 1915 tarihinde top ateşine tutarak ağır hasara uğratmıştı.

Gelibolu'nun stratejik bir bölgesinde bulunan Bolayır, 1912 yılında Balkan Savaşları sırasında Çatalca'ya kadar ilerleyen Ege kıyılarına kadar ulaşan Bulgar Ordusu'na karşı öncelikli olarak savunulmuş ancak Bulgar Ordularına karşı Osmanlı Ordusu mağlup olmuştu.

Bu muharebeler, Bolayır Muharebesi ve gerçekleştirilemeyen Şarköy Çıkarması olarak Balkan Savaşları tarihinde yerini almıştı.

Çimpe Kalesi çok önemli bir lokasyona sahipti. Bizans Kralı Kantakuzenos kaleyi geriye almak üzere 1354 yılında 40.000 altın teklif etmiş ancak geriye verilmemişti. Kale, Saroz Körfezine ve Çanakkale Boğazının Marmara Denizi girişini çok iyi görmekte ve Türklerin Avrupa kıyılarına ulaştıkları ve topluca namaz kıldıkları Namazgah Tabyası'na yakın bir konumdadır.

Osmanlı’nın Rumeli’nde ilk kalesinin de bulunduğu Gelibolu Yarımadası'nın kuzeyinde bulunan alanda Süleyman Paşa’ya duyduğu saygıdan dolayı mezarını çok sık ziyaret eden ölümü ile Bolayır Tepesi’ne defnedilen ‘Kalkın ey ehl-i vatan’ sözünün sahibi büyük Vatan Şairi Namık Kemal’in (1840-1888)  mezarı da bulunmaktaydı.

İşgal kuvvetlerinin Agamemnon zırhlısının adı ile müsemma tarihsel geçmişine de uygun olarak toplarını Rumeli fatihi Süleyman Paşa ve vatan şairi Namık Kemal’in defnedildiği Bolayır’a yöneltmesindeki niyet, Osmanlı tarihi hafızasını bulunduğu Bolayır’daki Türbe'yi de yok ederek Çanakkale Savaşları’nın sadece askeri bir harekât olarak İstanbul’a ulaşmak amacıyla değil aynı zamanda Osmanlı’nın tarihsel hafızasını da silme gayreti içinde bir bilinçaltı operasyonu olarak hatırlanması gerekiyor. 

Agamemnon'un antik çağlardan bu yana gelen bu tarihsel hırsı ve öfkesi, Anadolu topraklarına gelmek üzere denizi aşmak amacıyla fırtınanın dinmesi için kahinlerin önerisi üzerine zavallı ve çaresiz kızı Iphigenia'yı kurban etmesinden başka hiçbir sonuca ulaşamadı. [3]

ARKEOTEKNO

[1] https://www.arkeotekno.com/pg_171_deniz-kavimlerinin-antik-cagdan-kalan-3500-yillik-trajik-oykusu

[2] Eski adı Tzympe olan kale bir diğer görüşe göre ise kale Sırp-Bulgar saldırılarına karşı Doğu Roma’ya destek olan Türklere hediye olarak verilmişti

[3] Bazı versiyonlarda Iphigenia Aulis'te ölür. Bazı versiyonlarda ise Artemis onu kurtarır ve Taurian'lara giderek kardeşi Orestes ile tanışır.