SULTAN ALPARSLAN'IN MİĞFERİNDEN MUSTAFA KEMAL'İN KALPAĞINA

S. Vedat Karaarslan Arkeolog-Y. Mühendis 

I. Dünya Savaşı'nda itilaf devletlerinin üs olarak kullandığı İstanbul'da yuvalanan İngiltere'nin yönlendirmesi ve desteği ile Anadolu'ya çıkan kara ordusunun yanında Yunan Donanmasına ait zırhlılar I.Dünya Savaşı'nda Anadolu'da başlatılan milli harekete giden cephane ve mühimmat yolunu kesmek üzere Karadeniz'de sivil de olsa gördükleri gemi, kayık ve her yüzer nesneyi durduruyor ve Karadeniz'in kıyı kentlerini bombalayarak yerli azınlıkları kışkırtma amacıyla Karadeniz kıyı kentlerini bombalayıp Anadolu direnişini kırmak amacındaydı. İşgalci itilaf devletleri vesayeti altındaki Yunanlar, Anadolu'da ne yaptıklarını bilmez bir halde kullanılıyorlardı.

(Kaynak: AA)

Karadeniz kıyısında İnebolu'nun vatansever kayıkçıları, haydi çek, ha gayret bağırtıları altında 'heyamola'lar eşliğinde kıyıya gelip Anadolu'ya sevk edilecek silah ve cephaneyi taşıyacak ve Milli Mücadele'nin ilk kadın mitingini 10 Aralık 1919 tarihinde Kastamonu'da yapacak bacıların katır ve kağnılarla oluşturdukları kervana yetiştirmek üzere gece gündüz Milli Mücadele'ye en büyük katkıyı sağlıyorlardı.

İnebolu, Anadolu'ya sevk edilecek askeri mühimmatın toplandığı ve dağıtıldığı merkez olarak bir cephanelik gibi idi ve yerli ahali gemilerle gelen cephanenin gelmesi ile ilçede duyuru yapılıp limana toplandıktan sonra bu mühimmatın Anadolu'ya taşıma sorumluluk ve mecburiyetini hisseden ulvi bir halet-i ruhiye içerisinde idi.

Kastamonu havalisi kumandanı Muhiddin Paşa, kayıkçılara nezaret ederken bir nakil sırasında 'sakalını sıvazlarken' kendisini tanımadığı için uyaran ahaliden bir ihtiyarın 'bir sandıkta sen al' diye uyarması ve daha sonra tanıması ile ellerine sarılarak ağlaştıkları gelenin gideni, gidenin geleni görmediği duygu dolu anların yaşandığı bir yerdi İnebolu.

Karadeniz kıyıları boyunca bir türlü karaya çıkamayan ancak vur kaç taktiği vesayetinde olduğu işgal güçleri desteği ile kıyı kentlerini bombalamaya çalışan Yunan donanmasının bir torpidosu Küre ve İnebolu arasında bulunan Zarbana (Özlüce Köyü) iskelesinde Ahmet Çavuş'a ait kereste yüklü bir gemiyi aramak istemişti.

Tarihsel bir gelenekleri olarak da bildiğimiz yaygara çıkararak sonuca ulaşma gayesi burada da nükseder ve hiçbir mühimmata rastlamayan torpidonun askerleri Ahmet Çavuş'a ait bu gemide bir 'kalpak' bulurlar.

Kalpak Orta Asya Türk boylarının kullandığı özellikle Kırgızlarda kutsal olduğu da  kabul edilen 'kapamak, örtmek' anlamından üretilmiş bir kelime olarak Milli Mücadele' nin de simgesi olmuş milli bir baş giysisi idi. Özbekistan'da yaşayan bir bölgede Kara Kalpakistan adlı bir bölgede Kara Kalpaklılar adlı bir boy yaşamaktadır. Göktürkler döneminde Türklerin 'demir başlıklılar' ya da 'miğferler' olarak da adlandırıldıklarını Çin kaynakları bize aktarmaktadır. [1]    

Yunan torpidosu askerlerinin bulduğu kalpak Milli Mücadele'nin simgesi olmuş Mustafa Kemal'in giydiği kalpağın aynısıydı.

Zarbana'da Ahmet Çavuş'un gemisi Mustafa Kemal'in kalpağına benzeyen bu kalpak yüzünden alıkonur, gemi personeli serbest bırakılır, kumanyaları alınır ve gemi Yunan askerler tarafından yakılır.

Sui-Şu adlı Çin kaynaklarında 'Tu-kuie' olarak adı geçen ve yaşadıkları yerde bir dağın miğfere benzemesinden dolayı 'miğfer' anlamına da gelen 'Türk' adının Sultan Alparslan'ın giydiği miğfer ile Malazgirt'te bir ışık yakarak Türkmen boylarının Anadolu'yu yurt edinmeye başladıkları 1071 yılının öncesinde de bulundukları Anadolu, I. Dünya Savaşı sonucunda 'kalpaklı adama el kaldırılmaz' Türk töresini bilmeden kalpağından bile korktukları böyle büyük devlet ve askeri dehaların sayesinde savunulmuştu.

Bütün şehitlerimize Allah rahmet eylesin. 

ARKEOTEKNO  

[1] Bernard Munkacsi, Die Bedeutung des Namens der Turken' (İlhami Durmuş Makalesinden)

[2]https://www.atam.gov.tr/wp-content/uploads/Mustafa-ESK%c4%b0-Kastamonu%e2%80%99da-Yap%c4%b1lan-%c4%b0lk-Kad%c4%b1n-Mitingi.pdf

[3] Rahmi Doğanay, Milli Mücadelede Karadeniz, Atatürk Araştırma Merkezi (1919-1922)

[4] Nazmi Eğdirici, 9 Haziran'dan 9 Eylül'e İnebolu, 2002